Anayasa Mahkemesi dün “kararın sonuçlanmayacağı” yönündeki tahminleri yanıltarak DTP’nin kapatma davasını sonuçlandırdı ve yine “bundan sonra Türkiye’de kolay kolay hiçbir parti kapatılmaz” görüşünü de boşa çıkararak DTP için oy birliğiyle kapatma kararı verdi.
(7 askerin teslim anı!)

Acaba DTP kapatılmak mı istedi?
Türkiye’de bugüne kadar hatalı oldukları, bile bile yasalara karşı geldikleri için verilen her “parti kapatma kararı” sonrasında o partinin en haksız durumda bile her nasılsa mağdura dönüştüğü, “mağdura arka çıkma” psikolojisiyle desteklendiği ve oyunu arttırdığı bilindiği için, kapatılan partilerin kısa süre sonra bir başka isimle yeniden çıktıkları da bilindiği için açıkçası artık hiç kimse parti kapatmanın bir çözüm getireceğine inanmıyor.
Ama Anayasa’ya göre suç olan söylem ve eylemleri bildiği halde uzun süre inatla bu söylem ve eylemlerde bulunan partiler için de demek ki hukuken zorunlu bir durum ortaya çıkıyor.
AYM Başkanı Haşim Kılıç dün kararı açıklarken “Çözümlerin yeri parlamento olmalıdır” sözleriyle DTP’nin “terör örgütünün yasa dışı eylemlerine verdiği desteği” kastediyordu… DTP gerçekten de uzun süredir bir yandan “partimiz kapatılırsa Türkiye çok sancılı bir sürece girer” benzeri açıklamalar yaparken ve hatta Emine Ayna’nın “parti kapatılırsa dağa çıkarız” sözü gibi söylemleri duyulurken bir yandan da artık kendisinin bile yadsıyamayacağı şekilde tümüyle PKK terör örgütünün güdümünde görüntüsünü hiç çekinmeden veriyordu. Neredeyse “liderimiz Öcalan” diyor, açılımın muhatabı olarak onu gösteriyor ve ısrarla “çözümün adresi belli; İmralı” demekten çekinmiyordu. Kanlı eylemlerinin arkası kesilmeyen PKK’nın saldırılarına destek veriyor, “PKK’nın ilk karakol saldırısı”nın yıldönümünü düğün dernekle kutluyordu. Edirne’den Hakkari’ye çok sayıda ilin PKK yandaşları tarafından yakılıp yıkılmasında olaylar DTP’li belediyeler ve siyasetçiler tarafından başlatılıyor ve Ahmet Türk bu planlı şiddet olayları için “Bu da halk tepkisi” diyebiliyordu.
Bu olayların ve benzerlerinin yaşandığı uzun süreçte birçok kişi “Acaba DTP kapatılmak için özellikle gayret mi gösteriyor” sorusunu sordu, zira bir partinin kapatılması için Türkiye Anayasası’nda da, AB kriterlerine göre de gerekli olan tüm şartlar; şiddet çağrıştıran söylemler ve şiddet eylemleri adeta ısrarla sağlanmaktaydı.
ŞİDDET SİYASETİ
AYM Başkanı Kılıç bir gazetecinin sorusu üzerine “kararda İspanya’da Batasuna partisi için verilen kapatma kararının örnek olarak ağırlıklı rol oynadığını” söyledi. DTP bütün o eylem ve söylemlerde bulunurken Anayasa hukukçuları bu uyarıyı sık sık yapmışlardı ama dinlenmedi.
Dün telefonla görüştüğüm “Avrupa’da kapatma davaları” uzmanı Yeditepe Üniversitesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Ekrem Ali Akartürk, Batasuna kararı ile benzerliği şöyle açıkladı: “İspanya’nın verdiği kapatma kararı AİHM’ye gitti, o da bunun doğru karar olduğunu onayladı. Gerekçe ‘Batasuna partisinin şiddet eylemlerini desteklediği, ETA’nın terör faaliyetlerine karşı çıkmayıp aksine arka çıktığı’ idi, Anayasa Mahkemesi DTP-PKK ilişkisinde de aynı paralelliği bulmuş olmalı”…
Maalesef Türkiye zaten içinde bulunduğu diğer büyük sıkıntıların (ekonomik, işsizlik, darbe iddiaları, had safhada gergin iç ve dış siyaset) yanında bir de Türk-Kürt bölünmesine itildi ve DTP’nin kapatılmasıyla bu kutuplaşmanın daha da düşmanca boyutlara, yeni olaylara taşınacağına hiç şüphe yok.
Umalım da Türkiye bu sıkıntılı süreci sağduyu ve en az zararla atlatmayı başarsın.
rmengi@gazetevatan.com

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=12.12.2009&Newsid=275765&Categoryid=4&wid=4
No related posts.
Benzer yazılar Yet Another Related Posts Eklentisini ile listelendi.

